diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2010 Pazar

DEFNELİ ZEYTİNYAĞLI ŞAMPUAN

Geçmişi mitolojik çağlara kadar uzanan defne, güzellik ve güzel kokunun sembolü olarak bilinir yüzyıllardır. Saç dökülmelerine karşı defne yağı, saç diplerine yedirilerek kullanılır. Defne, saç diplerindeki hücreleri aktivite ederek saç tellerinin güçlenmesini, çevre şartları, kimyasal temizleyiciler ve çeşitli
nedenlerden kaynaklanan kepeklenen azalmasını ve zamanla durmasını, ciltte oluşan ölü derilerin atılmasını hızlandırarak sivilce, kırışıklık, istenmeyen leke ve yağların azalmasını sağlar. Dünyada en değerli yağların çıkarıldığı defne ağaçları yoğun olarak Hatay yöresinde yetişmektedir. Ayrıca defne yaprağı ve yağından yapılan kremler, adale ve kas gevşetici olarak kullanılmaktadır.


Defne şampuanı, deri gözeneklerinin açılmasını saçların rahat oksijen almasını sağlar. Saçın yağlanmasını geciktirir ve sağlıklı saçlar için ideal bir ortam hazırlar. Defne ve zeytinyağı içeriğindeki E vitamini başta olmak üzere, diğer tabi vitaminler, sürekli kullanımda saç ve saç diplerini beslemeye, yıpranmış ve kırılmış saçları onarmaya, zayıf ve ince telli saçların güçlenmesine, gür, dolgun ve parlak bir görünüme sahip olmasını sağlamaya yardımcı olur.

Kullanım şekli : Düzenli kullanımı halinde, saçların daha çabuk ve sağlıklı uzamasını sağlayan defne şampuanın sık yıkamalarda iki kere, diğer şekillerde üç kere bolca köpürtülerek ve saç diplerine parmak ucuyla yedirilmek suretiyle kullanılması, defne şampuandan önce ve sonra başka şampuan kullanılmaması tavsiye edilir.

Saç üzerindeki etkileri : İlk kullanımdan itibaren saçın yağlanmasını geciktirmiş ve farklı, tabii bir ferahlık vermiştir. Zamanla saçlarda gürlük, dolgunluk ve saç yoğunluğunda artış gözlemlenmiştir.

3 Eylül 2009 Perşembe

Hasta Diyeti

Hasta bir şahsın yedirilmesi ve beslenmesi normal bir kimseye nazaran çok daha fazla dikkat ister. Hastanın kendisine verilen yiyecekleri tam olarak yemesi fakat başka şeyler yememesi lazımdır. Yemek dağıtmaya başlamadan önce ellerin ve elbiselerin son derece temiz olmasına dikkat etmelisiniz. Zira ekseri hastalar iştahsızdırlar ve yemeklerin lezzetsiz olduğundan şikayet ederler. Bunun için yemeklerin sıcak verilmesine ve mümkün olduğu kadar iştah açıcı şekilde hazırlanmış olmasına itina etmek sizin için çok önemli bir vazifedir. Tepsideki yemekler cazip bir şekilde düzenlenmeli, dökülmüş olmamalı ve dondurulmuş yiyecekler de erimiş olmalıdır. Yemekler hastalara zamanında verilmeli ve yendikten sonra da tepsiler derhal kaldırılmalıdır.


Yemekten önce hastanın elleri yıkanmalı ve yemek yerken rahat etmesi için kendisi en uygun bir durumda bulundurulmalıdır. Hastanın etrafında bulunan kirli tepsiler, kanlı ve cerahatli sargılar ve kusmuk küveti gibi tiksinti verecek şeyleri kaldırmak lazımdır. Hastaların çoğu yemeklerini kendileri yiyecek durumda değildirler. Bunları rahat bir şekilde yemek yedirmeye gayret etmelisiniz. Eğer hasta doğrulamıyorsa içkileri ve sulu yiyecekleri bir tüp veya kamış ile veriniz. Hasta yemekte ne acele etmeli ve ne de lüzumundan fazla oyalanmalıdır. Siz de hastaya acele ediyormuş hissini vermeyiniz.

Unutmayınız ki hastanın her şeyden evvel iyi beslenmeye ihtiyacı vardır.

25 Ağustos 2009 Salı

Obezite

Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla şişmanlık nedir?

Kilonun fazla olması mıdır, yoksa biraz topluca olmak ya da göbekli olmak mıdır? Listeyi daha da uzatmak mümkün, ancak hiçbirimizin aklına kolay kolay gelmeyen, belki de gelmesini istemediğimiz bir tek cevabı var bu sorunun: Obezite vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmedi gereken bir hastalıktır!

Evet, obezite kronik, yani tedavi edilmezse uzun süre gittikçe kötüleşerek devam eden bir hastalıktır.

Obezite Nasıl Oluşur?

Obeziteye neden olan çok yemenin mekanizmasında beyindeki iştah merkezi önemli rol oynamaktadır. İnsan ve hayvanlarda tokluk ve açlık sinyallerini alan merkezler olduğu gösterilmiştir. Beyinde besin alımını etkileyen çeşitli maddeler(peptidler; kolesistokinin, ürokortin ve nöropeptid Y) bulunmaktadır. Kolesistokinin ve ürokortin besin alımını azaltırken, NPY ise besin alımını artırmaktadır. NPY beynin pek çok bölgesinde bulunur. Birçok obezitede beynin çeşitli bölgelerinde NPY’nin arttığı gösterilmiştir. İnsülin vucutta bulunan şekerin regülasyonunu sağlar. Obez çocuklarda hiperinsülinemiye(kanda insülinin fazla olması) rağmen normal glukoz düzeyleri insülin direncinin varlığını gösterir. Önlem alınamadığı durumda insülin direnci nedeniyle glukoz toleransı bozulup hiperglisemi(kanda glukozun arttığı durum) gelişebilecektir. Vücut ağırlığının artması ile birlikte insülinde de belirgin artış olmaktadır. Yağ hücre kütlesinin büyümesi ve insülin gereksiniminin artmasına karşın reseptör sayısının azalması insülin direncine yol açmaktadır. Bu nedenle özellikle son yıllarda sıklığının gittikçe artmasıyla gündeme gelen adolesan çağda tip II diyabetes mellitus(tip II şeker hastalığı) hastalığının obez çocuklarda ortaya çıkışı kolaylaşmaktadır.

Obezite nasıl bir hastalıktır?


Obezite insan vücudunda bulunan tüm sistemleri -kalp ve damar sistemi, solunum sistemi, hormonal sistem, sindirim sistemi gibi- sinsice etkileyen ve birçok önemli rahatsızlığa zemin hazırlayan bir hastalıktır.

Kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık, idrarsızlık, safra kesesi hastalıkları, taş oluşumu ve bazı kanser türleri obezite ile doğrudan ilişkili hastalıklardan birkaçıdır. Bu durumda obeziteyi, insan yaşamını kısaltan ve yaşam kalitesini de olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak tanımlayabiliriz. Yapılan araştırmalara göre obezite, özellikle son 20 yılda, bütün dünyada süratle artıyor ve bir salgın hastalık gibi yayılıyor. Uzmanlar 21. yüzyılın en önemli üç hastalığından biri olarak görüyorlar obeziteyi. Bu salgından ülkemiz de oldukça etkilenmiş gibi görünüyor. Çünkü, kadın nüfusumuzun yaklaşık üçte biri, erkek nüfusumuzun da yaklaşık beşte biri obez, yani şişman.

Kimler obezdir?

Bu sorunun yanıtını bulmak için, bugün bütün dünyada uygulanan çok basit bir yöntemi biz de rahatlıkla kullanabiliriz. Beden Kitle indeksi ya da İngilizce bilinen adıyla Body Mass Index (BM) denen ve kolayca hesaplanabilen bir oran yoluyla, herkes kendi kendine fikir sahibi olabilir.

Tedavi

Diyet: Dengeli ve az kalorili diyet uygulanır. Normal kalori gereksinimi %30-40 oranında azaltılır. Diyet %25-30 oranında yağ, %50-55 oranında kompleks karbonhidrat ve %20-25 oranında protein içermelidir. Toplam kalori 5-8 öğüne bölünerek verilmelidir. Bu diyet 5 yaş ve üstü çocuklarda güvenle uygulanır. Haftada 0.5 kg verilmesi amaçlanır. Diyet ile yavaş bir biçimde kilo verilmesi, kilo kazanımı olmaksızın boy uzamasının sürdürülmesi, diyet, egzersiz ve yeme davranışlarının değiştirilmesi, ailenin tedavi sürecine katılımı ve obezitenin yinelemesinin önlenmesi sağlanmalıdır.

Peki sonucu bulduktan sonra nasıl hareket etmemiz, ne yapmamız gerekiyor?

Size bunlarla ilgili küçük ama önemli önerilerimiz var.

Eğer beden kitle indeksiniz 18.5 in altında ise zayıfsınız. Bu halinizden memnun olabilirsiniz ancak, normal sınırların altında olduğunuzu sakın unutmayın. Yani siz de sağlığınıza ve beslenmenize dikkat etmek durumundasınız.

Beden kitle indeksiniz 18.5-25 arasında ise, sizin durumunuz gerçekten ideal demektir. Büyük olasılıkla dengeli besleniyorsunuz ve egzersizi ihmal etmiyorsunuz.. Fakat 25 civarında dolaşmaya başlarsanız, birşeyler aksıyor demektir..

25-30 arası eden beden kitle indexine sahipseniz derhal harekete geçmenizi tavsiye ederiz. Fazla kilolu olmak sizi şu an için rahatsız etmiyor olabilir, ancak unutmayın ki vücudunuzda birikmiş olan yağlar size sinsice tuzaklar hazırlıyor olabilir. Belki siz de bazı hastalıkları farkediyorsunuz. Örneğin bir iki kat merdiven çıkarken nefes nefese kalıyor ve daha çok terliyorsunuz ve eminiz ki siz bunları kilonuza değil de, yaşınıza veya başka alışkanlıklarınıza bağlıyorsunuz bunlar büyük olasılıkla vücudunuzun size verdiği önemli işaretler. Sizi kibarca kilonuzdan dolayı uyarıyor. Lütfen onun sesine kulak verin. Yapmanız gereken hiç de zor değil. Bir süre hergün neler yediğinizi ve herhangi sıklıkla yediğinizi, ne kadar süre hareket ettiğinizi kolaylıkla farkedeceksiniz. Bu durumu düzeltmek hiç de zor değil.

Hesapladığınız beden kitle indeksi 30 ve üzerinde çıktı ise, biliniz ki tıbben hastasınız. "Ben halimden memnunum" demeyin sakın çünkü siz de sorunlarınızın farkında olmayabilirsiniz., en kısa sürede kendisini ziyaret etmeniz ve yardımını istemeniz gerekiyor. Elbette kendi başınıza da yapabileceğiniz birçok şey var, ama doktorunuzun yardımları ve desteği işinizi çok kolaylaştıracaktır.


Obezite ile mücadele, birkaç hafta veya birkaç ayla sınırlı,"mucize diyetler ile ya da "gelin sizi 15 günde tığ gibi yapalım" merkezleri ile başarılabilecek bir iş değildir. Başarı sadece sizin kendi isteğiniz ve doktorunuzun yardımı ile, yaşamınızda yapacağınız küçük ama önemli değişikliklerle sağlanabilir.

Araştırmalar göstermektedir ki, verilen ve geri alınmayan 3-5 kilo bile bütün şikayetlerinizde azalmaya hatta bu şikayetlerin kaybolmasına yetmektedir. Fazlasını siz düşünün!